ÇİN - Pekin - 1

ÇİN - Pekin - 1



PEKİN - YASAK ŞEHİR

Çin'in başkenti Pekin, 22 milyona yaklaşan nüfusuyla, Çin'in Şanghay'dan sonra ikinci büyük kenti. Pekin, Pekin, (Beejing), Çince,  "Kuzeydeki Başkent" anlamına geliyor; tıpkı Tokyo  ve Seul gibi.

Yapılan kazılardan, kentin tarihinin 20.000 yıl öncesine gittiği bilinmektedir. Yöredeki ilk yerleşim, MÖ. V. yüzyılda görülür. Esas yerleşim ise MS. X. yüzyılda, Liao hanedanı zamanında olmuş. Bu dönemde  şehrin adı "Yanjing".

Dünyanın, ayakta kalmış en eski yerleşim yerlerinden biri olan Pekin, XIII. yüzyıla kadar, bölgedeki çeşitli krallıklar arasında el değiştiren bir kentti. Moğollar, 1215'te kenti ele geçirip yıktılar. Çin kültürünün hayranı olan Kubilay Han, 1260'ta buraya yerleşerek şehri başkent ilan etti. 1363'de, Han Çinlilerinden Zhu Yuanzhang, kenti tekrar ele geçirdi. Ming Hanedanı zamanında, savaşlarla harap olan şehrinyeniden inşasına girişildi. 

Şehir planlaması yapılırken, "Yasak Şehir" olarak bilinen İmparatorluk Sarayı merkez olarak belirlenmiş ve kent de Saray'ın çevresinde inşa edilmiş. Çinlilere göre, evrenin merkezinde Kutup Yıldızı yer alırken, bu dünyanın merkezinde de İmparator, yani Tanrı’nın oğlu oturmalıdır. Dolayısıyla; İmparatorluk Sarayı, dünyanın merkezi kabul ediliyor. Kent bugün de sarayın çevresinde dairesel kuşaklarla büyüyor.

XIX. yüzyılda şehir Fransızlar ve Hollandalılar tarafından büyük tahribata uğratılır. 1949 yılına gelindiğinde; Pekin,  Çin Halk Cumhuriyetinin başkenti olur. 700 yıl önce yapılan şehir planı günümüze kadar bozulmadan gelmiş. Şehri koruyan surların büyük bölümü yıkılmışsa da merkezdeki “Yasak Şehir”in orijinal surları hala duruyor.  

Pekin'in ilk dikkat çeken özelliği; tepeleri olmayan dümdüz bir şehir olması. Bir diğer özelliği de "Hutong" denilen dar sokakları ve "Siheyuan", (Sı hı yüen) denilen, küçük bir avlu çevresine sıralanmış geleneksel Pekin evleri. Moğolları Pekin'den atan Çin hükümdarı; şehri savunmak, istila edilmesini zorlaştırmak amacıyla caddelerin, sokakların dar yapılmasını emretmiş. Bugün bile genişliği 4 metre ile 50 cm (Evet; 50 cm) arasında değişen "Hutong"ları görebilirsiniz.  Çin Halk Cumhuriyeti’nin kurulduğu (1949) yıllarda, Pekin’de 6000 civarında olduğu bilinen "Hutong"ların sayısı, Şehir, 2008 olimpiyatlarına hazırlanırken kentin yeniden inşası sırasında 500'ün altına inmiş.

1980'lerde başlayan batıya açılma politikalarıyla şehir 1,5 kat büyüdü. Bu gelişmenin faturasını Pekin; yoğun trafik, düşük hava kalitesi, tarihi semtlerin yok olması ve ülkenin daha az gelişmiş bölgelerinden gelen göç dalgalarıyla karşı karşıya kalarak ödedi.

Yasak Şehir - Fobidden City- (GU GONG)  

Dünyanın en büyük sarayı olarak bilinen "Yasak Şehir", Çin tarihi ve kültürüne ait bir milyonu aşkın esere ev sahipliği yapan, gizemli ve tarihi bir açık hava müzesi. Çevresinin uzunluğu 4 km'yi buluyor ve su kanalları ile çevrili. Toplam 720.000 m2’lik bir alanı kaplayan, içinde 800 bina ve 9999 oda barındıran bu Saray-Müze, 1987 yılında UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası listesine eklenmiş. Yatay mimari tekniğiyle yapılmış olan saray, uzun yıllar Çin hükümdar ailelerine ev sahipliği yapmış. Sarayı gezmek için en az yarım gün ayırmanız gerekiyor. Çin tarihine, sanat tarihine ve mitolojiye meraklıysanız bir gün dahi yetmeyebilir.

Yasak Şehir, halkın girmesine izin verilmediği için bu ismi almış.  Saray; iç içe geçen meydanları, bahçeleri, etrafındaki gösterişli binalarıyla, Çin mimarisinin özgün bir örneğini teşkil ediyor. Yılda 8 milyondan fazla insanın ziyaret ettiği Yasak Şehir, halen dünyada korunan antik ahşap yapılara sahip, en büyük kültürel miras olarak biliniyor.

Yasak Şehir, Ming Hanedanlığı döneminde inşa edilmiş.1406 yılında yapımına başlanan saray, 1420 yılında tamamlanmış. Sarayın yapımında 230.000'den fazla insan çalışmış. Saray, 1420-1911 yılları arasında 500 yıla yakın bir süre Çin'in siyasi merkezi olarak faaliyet göstermiş. 24 imparatorun, ailelerinin ve hizmetkârlarının evi olmuş saray, dünyanın en büyük ve en iyi korunmuş sarayı olarak kabul ediliyor.

Girişin önünde "Huabiao" denilen, geleneksel Çin kültürünü temsil eden bir çift kolon bulunuyor. Hep çift olarak dikilen bu sütunlar saray ve tapınakların önüne dikilirmiş. Altta; lotus çiçeği, ejderha gibi hayırlı semboller, üstte bulut en üstte ise insanlık durumunu cennete bildiren bir ejderha figürü bulunuyor. Bu kolonlardan bir çift de sarayın içinde bulunuyor.

Yasak Şehir'de, Fengshui'ye uygun olarak, binalarda sarı ve kırmızı renkler hakim. Duvarlar genel olarak kırmızı iken çatı ve saçaklar ağırlıklı olarak sarı renkte. Çinliler, yeryüzündeki 5 temel elementin en güçlüsünün toprak olduğuna inanıyor. Toprak rengi sarıdır. Sarı renk imparatorluk rengi ve her zaman merkezi konumu ifade ediyor. Yasak Şehir'in, dünyanın merkezi olduğunun bir başka göstergesi. Duvarlar, sütunlar, kapılar ise kırmızı renkte. Kırmızı, Çinliler arasında zaferleri, mutlu ve huzurlu zamanları temsil eder.

Bazı binalarda, fonksiyonlarına uygun olarak renklerde istisna yapılmış; mesela kitap kolleksiyonu için kullanılan Wenyuan binası. Wenyuan'da duvarlar ve tuğlalar için siyah renk seçilmiş. Siyah rengin, suyu temsil ettiğine inanılıyor..

Yasak Şehir’in tasarımı, genel düzeninden en küçük ayrıntısına kadar hem imparatorluk gücünün ihtişamını simgelemek hem de felsefi ve dini ilkeleri yansıtmak üzere titizlikle planlanmış. Binaların düzeni, dinsel törelerle konulan eski geleneklere göre sıralanıyor. Bu düzene göre tapınaklar sarayın önünde yer alıyor. Mimari yerleşimin en büyük özelliklerinden biri de binaların ve kapılarının tamamen güneye bakıyor olması. Soğuk kuzey rüzgarlarından ve kuzeydeki steplerden gelen akıncılardan dolayı kuzey kötü yön olarak algılanmaktaydı.

Binalar aynı zamanda bir statü sembolü. Terasların yüksekliği, orada oturan kişinin mevkiine göre değişiyor. Aynı şekilde çatıların köşesinde farklı hayvan figürleri yer alıyor. Hayvanların sayısı, o evde ikamet eden kişinin mevkiini belirliyor. Hayvanların her birinin ayrı rolü bulunuyor. En arkada yer alan ejderha figürü binayı yangından koruyor. Anka kuşu, şans getiriyor. aslan gücü, bir diğeri erdemi vb…Çin mimarisinde olduğu gibi burada da çatılar yukarıya doğru kıvrık olarak yapılmış, Bunun nedeni; eski yapılarda ahşap malzeme kullanıldığından, yağmur sularının ahşap duvarları ıslatmasını, ahşabı çürütmesini önlemek. Çatılarla ilgili bir başka detay, üzerine hiç kuş konmaması, pislememesi. Bunu sağlamak amacıyla çatıların eğimlerini dik yaparak ve iki eğik yüzeyin birleştiği bölüm olan mahyaları geniş tutarak, kuşların tutunmasını engellemeyi hedeflemişler.

Sarayda bir başka dikkat çeken özellik; 9 sayısı. Çinlilere göre "1" başlangıcı simgelerken 9 sonsuzluğu, yani imparatorun gücünü simgeliyor. Bu bakımdan saraydaki kapıların, basamakların, pencerelerin sayısı 9 veya katları. Bu bilgiyi öğrenince giriş kapısı üzerinde neden 81 kabara olduğunu, neden oda sayısının on bin değil de 9 999 olduğunu anlıyorsunuz.

Oda sayısının 9 999 olması da tesadüf değil. Eski Çin inanışına göre sadece Cennet Tanrısı 10 000 odalı bir sarayda yaşarmış. İmparator da Cennet Tanrısının oğlu kabul edildiği için ona bir alt oda sayısı yakıştırılmış. Aslında Sarayda bu kadar oda yok. Çinliler, dört sütun arasında kalan alanı bir oda kabul edermiş. En son yapılan sayımda bizim bildiğimiz manada, 8.707 oda tespit edilmiş.

Sarayda bulunan ejderha ve aslan heykelleri, Çin mitolojisinden kaynaklanan simgeler taşıyor. Batılılar ejderhaları ateş püskürten canavarlar olarak nitelese de Çin'de ejderha nem, yağmur ve bulutla, yani bereketle niteleniyor. Nefeslerinin bulutları yarattığına, sarmal uçuşlarının hortumları oluşturduğuna ve gazaplarının sellere,  kuraklığa neden olduğuna inanılıyor. Binaların girişinde, damlarda, saçaklarda, merdivenlerde, her yerde ejderha figürleri görüyorsunuz. Çin mitolojisinde ejderha, aynı zamanda kutsal bilginin sembolü; yani tek tanrılı dinlerde, cennette bulunduğuna inanılan bilgi ağacı.

Saray içindeki konakların döşemeleri  altın kaplama olmasa da altın kadar değerli. Bu nedenle onlara "Altın Tuğla" deniliyor. Çünkü Altın Tuğla, 29 farklı işlemden  sonra elde edilebiliyormuş. Bir Altın Tuğla'ın aynısı, ancak bir yılda yapılıyormuş. Bir antikacının ifadesine göre sarayın yapımında kullanılan tuğlalardan ikisi 800 000 Yuan''a satılmış.

Yasak Şehir teknik olarak iki farklı bölümde ve mimari anlayışta inşa edilmiş: Dış Saray ve İç Saray. Dış Saray'a 38 metre yüksekliğindeki görkemli Meridyen Kapısı'ndan giriliyor. Dış Saray; Üç Buda'yı ve Taocu Üç Saflığı temsil eden üç ana binadan oluşuyor: Büyük Uyum Binası (Taihedian), Orta Uyum Binası (Zhonghedian) ve Uyumu Koruma Binası (Baohedian). Bu binalar İmparatorun yönetim mekanları olarak kullanılmış. İmparatorun erişilmezliğini ve otoritesini göstermek amacıyla bu bölgede ağaç dikilmemiş.

Büyük uyum Konağı (Supreme Harmony Hall)

Saray içinde en büyük kapı; "Yüce Uyum Kapısı" Buradan girince karşınıza "Yüce Uyum Konağı-TAİHEDİAN" çıkıyor. Yasak Şehir'deki konaklar arasında statüsü en yüksek olan yerleşke burası. Bu nedenle Yasak Şehir'de, sayısının on binden fazla olduğu söylenen ejderha figürüne en çok burada rastlıyorsunuz;

Sarayda ejderha kadar karşınıza sık çıkan bir başka figür; aslan. Büyük Uyum Kapısı'nın sağ ve sol tarafında yer alan bronz aslanlar, bu bölgenin en önemli figürleri olarak kabul ediliyor. Pers kralı, iyi niyet gösterisi olarak imparatora bir aslan hediye etmiş. Hayvanın asaleti Çinlileri çok etkilemiş ve o günden sonra aslan yetiştirmeye başlamışlar. Budizm'de aslanın ayrı bir yeri vardır. Sezgileri kuvvetli, insanları kötülüklerden koruyan, güçlü bir hayvandır.

Çin mitolojisinde aslan, genellikle, dünyayı temsil eden bir küre ile birlikte yer alıyor. Bunlardan esinlenerek aslan, devlet sembolü kabul edilmiş. Çin'de hemen her büyük binanın önünde bir aslan figürüne rastlayabilirsiniz.

Aslan heykelleri genelde bir dişi ve ve bir erkek olmak üzere çift olarak karşımıza çıkıyor. Sarayın en büyük, bronz aslan heykelleri "Büyük Uyum Binası" önünde. Sağ taraftaki erkek aslan, imparatorun gücünü temsil eden bir küreyi sağ ayağının altına almışken, sol taraftaki dişi aslan ise sol ayağının altına aldığı bebek aslanla, imparatorluğun devamı için kraliyet mensubu kadınların bol varis vermesini sembolize ediyor.

2377 m2 yüzölçümüne sahip bina, 1420'de inşa edilmiş olmakla beraber aydınlatma yüzünden çıkan çeşitli yangınlarda yanmıştır.

 Binanın hemen önünde yer alan terasta bir güneş saati dikkat çekiyor. Güneş saatlerinin mermerden yapılmış kadranları ekvatora paralel yerleştiriliyor. İbre olarak kullanılan demir çubuğun bir ucu kuzeyi, diğer ucu güneyi gösterecek şekilde konumlandırılıyor. Gece ile gündüzün eşit olduğu 22 Mart- 21 Eylül arasında, saatin kuzeye bakan üst kadranından, 22 eylül-21 Mart arasında; bu sefer saatin arka kadranından, saat okunabiliyor.

Ayrıca aşağıda imparatorun bilgeliğini ve uzun ömürlü olmasını simgeleyen bir kamplumbağa bulunuyor.

İmparatorlar, devlet meseleleriyle ilgili toplantılarını, resmi elçilerin kabulünü Büyük Uyum Konağı'nda yaparlardı Bunun yanında; ay yılı, önemli bir başarı, prensin doğumu gibi özel zamanlarda kutlamalar, seremoniler de burada düzenlenmiş.

Binanın içinde, salonun arka tarafına doğru "Ejderha Tahtı"nı görebilirsiniz. Ejder, sadece imparatorlara özgü bir sembol olmuş. Halkın kullanamadığı ejder sembolüne; imparatorların elbisesinde, eşyalarında, sarayın çatılarında, salonlarında, sütunlarda, bahçelerde, duvarlarda, merdivenlerde binlerce farklı türde rastlıyorsunuz.

Ejder tahtı, Büyük Uyum binasının tam orta yerine, yaklaşık 2 metre yüksekte, konumlanmış. Ön tarafında yeşil oymalı tütsü yakıcılar, yan taraflarında da uzun yaşam sembolü olarak turna kuşu figürleri var. Tahtın tam üstünde yer alan bir tavan süslemesinde, iki ejderhanın ağzında, kocaman bir yeşim taşı parlamaktadır. Efsaneye göre imparatorun sülalesinden olmayan ve tahtı hak etmeyen birisi tahta çıkmaya kalkarsa, inci bunu fark ederek kafasına düşecek ve onu öldürecekmiş.

İmparatorun ziyaretçileri, çan sesleri eşliğinde, imparatorun önünde, 9 kez secde ederlermiş. Bina içine girilemediği için fotoğrafları ancak uzaktan çekebildim.

Orta uyum Konağı- ZHONGHEDİAN

Dış Saray'daki üç önemli binanın en küçüğü olan Orta Uyum Konağı (Zhonghedian) 580 m2 alan kaplıyor. Köşk tarzında inşa edilmiş olan bina imparatorun büyük törenler öncesinde giyindiği, Büyük Uyum Konağına geçmeden önce hazırlıklarını yaptığı, bakanlarıyla görüşmelerde bulunduğu ve dinlendiği yer olarak biliniyor.

Kare şeklindeki konağın çatısı, piramit şeklinde ve altın kaplama bronzdan yapılmış. Salon döşemesi ise kare şeklinde, yüksek kalite kilden yapılan "Altın Tuğla"larla kaplı.

Binanın içinde iki tarafında "Luduan" adı verilen, tek boynuzlu, efsanevi canavarın altın heykellerinin bulunduğu bir taht var. Mitolojik anlatıma göre gerçekte var olmayan luduan, her gün 9.000 km koşabiliyor, bütün dilleri konuşabiliyor ve geleceği önceden bildirebiliyormuş. Bu özellikleriyle, imparatorun bilgeliğini ve zekâsını temsil ettiğine inanılıyormuş. Burada da tütsü yakıcıları görmek mümkün.

 

Uyumu Koruma Konağı (BAOHEDİAN);

Uyumu Koruma Konağı da Büyük Uyum konağı ile aynı yapıda, fakat onun daha küçüğü. Ming Hanedanlığı döneminde yeni prenseslerin tanıtılmasına yönelik törenler burada düzenlenirken Qing Hanedanlığı döneminde büyük törenlerin provalarının yapıldığı, Bahar Şenliği, Fener Festivali gibi kutlamaların yapıldığı konak olarak kullanılmış.

Bu konak da büyük bir yangın geçirmiş. Fakat bazı kolonlar ve kirişler hala orijinal olarak ayakta kalmış.

Çatılar ve duvarlar adeta sanat galerisi. Her boşlukta rengârenk desenler içinde bizlere bir şeyler anlatmaya çalışan eserler mevcut. Devlet memuriyet sınavlarının son aşaması bu salonda yapılırmış.

Esas sanat şaheseri binanın arkasında bulunuyor. Konağın giriş merdivenlerinin ortasında ejderhaların incilerle oynamalarını betimleyen müthiş taş oymacılığı ile göz kamaştıran bir yol, daha doğrusu rampa bulunuyor. İmparatorun tahtırevanının rahat taşınması için yapılan rampa, 250 ton ağırlığında, 16,57 metre uzunluğunda, 3,07 metre genişliğinde, 1,5 metre kalınlığında, beyaz mermer üzerine işlenmiş bir sanat şaheseri. Bu şaheserin yapıldığı blok mermer taşı 330 tonmuş. Zamanın teknik imkanlarını düşünürsek; muhteşem bir bilgi, deha ve güçle, 70 km uzaktan, 20.000 işçi tarafından, 28 günde Yasak Şehre getirilmiş. Taşınmasını kolaylaştırmak için yola su döküp buz tutturmuş ve buzun üzerinde kaydırarak getirmişler.

Sanatta, heykelcilikte ve süslemelerde, Çin ejderhası bir inci tanesini kavramışken ya da ona uzanırken tasvir edilir. Bu tasvir, ejderhanın ulaşmak istediği gizemli gerçeği yahut bilgiyi, her şeyi dengeleyen, bütün varlıkların evrensel yaratıcısı olan enerjiyi (Chi) simgeler. Bazen bu inci tanesi, dünya olarak da tasvir edilir.

İç saray

Dış Saray'dan kuzeye doğru ilerlediğinizde karşınıza imparator ve ailesinin ve saray mensuplarının yaşadığı "İç Saray” bölümü çıkıyor. Burada, yapıların yoğunluğu artıyor. Konakların ve salonların çoğunda, döneme ait sanat eserleri ve imparator ailesinin kullandığı gündelik eşyalar sergileniyor.

İç Sarayda üç önemli konak bulunuyor; Cennet Saflığı Konağı (Qianqinggong), Birlik ve Barış Konağı (Jiaotaidian) ve Dünyevi Huzur Konağı (Kunninggong). Bunların dışında, imparator ve ailesinin özel mekânları olan 12 küçük konak daha bulunuyor.

İç Saraya, Cennet Saflığı Kapısı'ndan (Qianqingmen) geçerek ulaşılıyor. Aslanlara ve kazanlara burada da rastlanılıyor. Yangınla mücadele amacıyla konulan büyük bronz kazanlardan İç Sarayda 22, tüm Yasak Şehir'de toplam 308 adet bulunuyor. Bu kazanların ağırlığı yaklaşık 2 ton olup her biri 2 tondan fazla su depoluyor.

Buradaki aslanlar saraydaki diğer aslanlardan farklı. Kulakları katlı ve gözleri keskin şekilde betimlenmiş. Görevleri ise kadınların iç saraydan çıkmalarına, doi saraya gelip devlet işlerine karışmalarını önlemek!  

İç Saray'da imparator ve imparatoriçenin yanında cariyeleri ve Eunuch olarak bilinen hadımlar da yaşıyordu. İmparatorun erkek akrabalarının bile burada gece kalmalarına izin verilmemiş.

 Cennet Saflığı Konağı (Qianqinggong)

Konağa, mermerlerle süslü uzun bir yoldan ulaşılıyor. Büyük Uyum Konağının daha küçük modeli olan bu konak, İç Saray'daki en büyük bina. Ming Hanedanlığı ve Qing Hanedanlığının ilk dönemlerinde İmparatorun bizzat yaşadığı konak burasıymış. Sonradan imparatorun bakanları ile özel toplantı yaptıkları yer olarak kullanılmış. İmparatorlar öldüklerinde naaşları birkaç gün bu konakta bekletilirmiş.

 

Duvarları tamamen sarı sırlı çinilerle kaplı konak, 1798 yılında çıkan yangından sonra yeniden inşa edilmiş. Konağın tam ortasında görkemli bir taht bulunuyor. Turna heykelleri ve tütsü yakıcılar burada da mevcut. Bir de büyük ayna konulmuş. Şeytan veya kötü ruhlae gelirse aynada kendilerini görünce korkup kaçsınlar diye!

Ming Hanedanlığı zamanında imparatoriçenin konutu olarak kullanılan Konak, Qing Hanedanlığı zamanında ikiye bölünmüş. İki oda imparator ve eşine, kalan dördü de ibadethane olarak düzenlenmiş. Özellikle evlilik sonrası imparator ve imparatoriçe ilk birkaç günlerini bu konakta geçiriyorlarmış. Qing Hanedanları Mançu oldukları için ibadet onlar için ayrı bir önemdeymiş. Bu yüzden de ibadethaneler konağın içine alınmış.

Birlik ve Barış Konağı - Jiaotaidian

Dünyanın cennet gibi olması için bütün Çin halkının barış ve uyum içinde olması anlamına gelen konak, tek katlı ve kare şeklinde inşa edilmiş. İki büyük konağn arasına sıkışan küçük yapı, 1797 yılındaki yangından sonra yeniden inşa edilmiş.

Ziyaretimiz sırasında konağın önü çok kalabalıktı. Zaman kaybetmemek için beklemedim. Rehberimin anlattığına göre içerde imparatorluğun gücünü temsil eden, yeşim taşından yapılmış 25 mühür bulunuyormuş. Bunlar, imparatoriçenin kontrolündeymiş. Çoğu şeyde olduğu gibi 25 rakamı da tesadüf değil. Tek haneli, tek sayıların toplamı 25. Bu sayılar cennete atfedilen sayılar. Yani 25 mühürün olması, imparatorun gücünü cennetten aldığını vurguluyor.

Dünyevi Huzur Konağı (Kunninggong).

Ming Hanedanlığı zamanında imparatoriçenin konutu olarak kullanılan konak, Qing Hanedanlığı zamanında ikiye bölünmüş. İki oda imparator ve eşine tahsis edilmiş. Kalan dört oda ise ibadethane olarak düzenlenmiş. Qing Hanedanları için ibadet ayrı bir önemdeymiş. Bu yüzden de ibadethaneler konağın içine alınmış. Binanın bir diğer özelliği; gene Mançu geleneğine bağlı olarak kapılar cephede değil, binanın yan taraflarında bulunuyor.

Evlilik sonrası imparator ve imparatoriçe ilk üç günlerini bu konakta, hiç dışarı çıkmadan geçiriyorlarmış. Zifaf odası baştan aşağı kırmızı renkte. Yatak ise kocaman ve odanın neredeyse dörtte birini kaplıyor. Her yer, "Chi" gibi, mutluluk ve şans getireceğine inanılan karakterlerle dolu.

Konağın arkasında, gördüğüm 650 yıllık bir Pagoda ağacı, hala zamana direniyor. Sarayda daha yaşlı; bin yıllık bir ağaç daha varmış, ama zamanım daraldığı için göremedim.

Yasak Şehir'deki Koleksiyonlar

Yasak şehir içinde, imparatorluk döneminde kullanılan malzemeler, eşyalar sergilendiği gibi; tablo, yeşim, saat, bronz eşya koleksiyonları da değişik pavyonlarda sergileniyor. Bu bakımdan  Saray müzeleri, dünyanın en büyük kültür müzelerinden biri. Dünyadaki en büyük, işlenmiş "Yeşim taşı", Yasak Şehir’de yer alıyor. Ağırlığı 5,350 kilogrammış.

İç Saray'da yer alan diğer binalarda,bulunan bu  koleksiyonlar, Ming hanedanı dönemine dayanıyor. Ayrıca Saat Müzesi, İmparatorluk Hazinesi gibi müzeler de bulunuyor.

Saat müzesinde bulunan saatler, sarayın en  değerli koleksiyonlarından biri. Müzede, Çin ve yabancı yapımı 1 milyondan fazla 18. ve 19. yüzyıldan kalma saat bulunuyor. Sarayda güneş saatlerinin yanında bir de 6 m boyunda, eşit büyüklükte 4 metal kaptan oluşan bir su saati bulunuyor. Zamanı damlayan sularla ölçmek geleneği Çin'de 2500 yıldan bu yana kullanılıyor. 1745'de kullanılan bu saatte, en üstteki kaptan eşit aralıklarla ufak bir delikten damlayan su, altta su seviyesini gösteren ölçekli bir kapta toplanıyor.

Yasak şehir'deki bir başka değerli koleksiyon da İmparatorluk Kütüphanesi. Burada eski kitapların yanında aynı zamanda hükümet belgeleri ve çeşitli belgeler saklanmaktadır. Saray müzesinde ise resimler, seramikler, bronz eşyalar vb.den oluşan bir milyondan fazla sanat eseri bulunuyor. Özellikle Tang ve Song hanedanları dönemlerinden kalan  seramikler dahil, 340.000 adet seramik ve porselenler görülmeye değer. Saray müzesinde, bu seramiklerin, yaklaşık 20.000 kadarı, günümüzde

Sarayın resim koleksiyonunda ise 50.000 tablo var. 1948 yılında, bu eserlerin birçoğu Tayvan’ a taşınmıştır. Koleksiyon takip eden yıllarda, diğer müzelerden bağış, satın alma ve transferler yoluyla yenilenmiştir. Ayrıca: 1775 yılında yapılmış olan, Dokuz Ejderha Duvarını da görmenizi öneririm. Çünkü: muhteşem kabartmaları var. Bu duvarı görmek için: İç avluya giden ana yoldan sapmanız gerekiyor.

Bahçeler

Yasak Şehir'in belki de en güzel, en çok turist çeken tarafı; ağaçları, ilginç kaya formasyonlarıyla  bahçeleri. Değişik özelliklerde dört bahçe bulunuyor: Jianfu Bahçesi,  Benevolent Huzur Bahçesi, İmparatorluk Bahçesi ve Yaşam ve Huzur Bahçesi.

Ana bahçe, Çin bahçelerinin tipik bir örneği.12 000 m2 alan  kaplayan İmparatorluk Bahçesi,.tamamen İmparator ve aile fertleri için oluşturulmuş. Bahçede, hepsi birbirinden farklı tarzda olan, 20 kadar bina var. Bahçenin dört köşesinde bulunan çardaklar dört mevsimi simgeliyor. Doğu köşedeki Bahar Çardağı en bilineni. Bahçe'nin Kuzey-doğusunda, imparatorun ara sıra bu tepeye tırmandığı yapay bir tepe ve mağara var. Her yıl, 9. ayın, dokuzunda, imparator ve cariyeleri bu tepeye tırmanırmış.

Yürüyüş yollarında, şans getirdiğine inanılan çeşitli renkte çakıllarla oluşturulmuş motifler görüyorsunuz. Bahçede bir gurup resim, kocalarını azarlamakta olan kadınları canlandırıyor. Son derece erkek egemen olan bir toplumda bu figürler çok ilginç. Şirin çardaklar, rengarenk çiçek tarhları, nadide çiçekler, devasa ağaçlar, tütsü yakıcılarıyla İmparatorluk Bahçesi keyifli bir yer.

Yasak Şehir'den, kuzeydeki Kutsal Savaşçı Kapısından (Shenwumen) çıkarak ayrıldım. Sarayın dışında, güvenlik amacıyla yapılmış kanallar (The Moat) bulunuyor. Kanalların uzunluğu 3800 metre olup 52 metre genişliğindeymiş. Kanaldan küçük bir kare.Böylece yorgun ama mutlu şekilde Yasak Şehri turuu tamamladım.

Tiananmen Meydanı

Meydan, ismini, kapak fotoğrafını gördüğünüz sarayın giriş kapısı olan Tiananmen Kapısı'ndan alıyor. "Göksel Huzur Kapısı" da denilen bu kapının üzerinde Mao Zedong’un 1.5 ton ağırlığındaki dev portresi asılı. Her yıl, 1 Ekim gününde, bu portre yenisiyle değiştirilyormuş.

Bölgede turistik mekânların yanında çeşitli müzeler ve devlet binaları da bu meydan çevresinde yer alıyor. 40 hektarlık bir alan kaplayan ve 1651 yılında yapılan Tiananmen Meydanı, 1950 yılında, bir milyon kişiyi alacak şekilde genişletilmiş. Bu haliyle dünyanın en büyük meydanlarından biri olarak kabul ediliyor.

Meydanın kuzeyinde, her gün, sabah ve akşam saatlerinde, Çin bayrağının göndere çekilmesi ve indirilmesi töreni yapılıyor. Tören saati, güneşin doğuş ve batışına göre her gün değişmektedir. Tören, yüzlerce kişi tarafından izleniyor.

 

Meydanın güney ucunda Başkan Mao Zedong'un mumyalanmış bedeninin bulunduğu Anıt Mezarı yer alıyor. Ziyaretçilerin mozolenin yanında, birkaç dakika kalmalarına izin bile veriliyor. Meydanda ayrıca granitten yapılan, 38 metre yüksekliğinde "Halk Kahramanları Anıtı", Ulusal Tiyatro binası, Ulusal halk meclisinin toplantı yeri olan "Büyük Halk Sarayı"nı görebilirsiniz.

Meydan da müzeler de bulunuyor. Bir milyondan fazla eserin bulunduğu "Çin Ulusal Müzesi", tarih öncesi dönemden on bin civarında fosil ve kalıntı barındıran "Tarih Müzesi", Komünist devrimine ait resimler, fotoğraflar ve belgelerin sergilendiği "Çin Devrim Müzesi"ni görebilirsiniz. En ilginci ise, meydanın yanında yer alan, eski "İmparatorluk Eczanesi". Burada, geleneksel Çin hekimliği hakkında bilgiler alabilir ve birçok hastalık için şifalı bitkilerden yapılan ilaçlardan satın alabilirsiniz.

Bir dahaki yazımda, gizemli Pekin'in diğer görülmeye değer yerlerini sizlere anlatacağım. Sevgiyle kalın dostlarım...

Bu İçeriği Paylaş

Benzer Yazılar: